1856 - 1940 • Atomun İçini Gören Adam
Joseph John Thomson, İngiltere'nin Manchester kentinde doğdu. Kitapçı olan babası, oğlunun iyi bir eğitim almasını istedi. Genç yaşta Cambridge Üniversitesi'ne girdi ve zekasıyla hızla yükseldi. Henüz 28 yaşındayken, dünyanın en prestijli fizik laboratuvarı olan Cavendish Laboratuvarı'nın başına geçti. Ernest Rutherford ve Niels Bohr gibi dev isimleri burada yetiştirdi.
1897 yılında Thomson, katot ışınları tüpü ile deneyler yapıyordu. O dönemde bilim insanları, bu ışınların ne olduğunu tartışıyordu. Thomson, bu ışınların manyetik ve elektrik alanlarda saptığını gözlemledi. Bu sapma, ışınların negatif yüklü parçacıklardan oluştuğunu gösteriyordu.
Bu parçacıklar, bilinen en hafif atomdan (Hidrojen) bile yaklaşık 1800 kat daha hafifti! Böylece Thomson, atomun "bölünemez" olmadığını kanıtladı ve atomdan daha küçük ilk parçacığı, yani Elektronu keşfetti.
Elektronun negatif yüklü olduğunu bulan Thomson, atomun nötr kalabilmesi için pozitif bir yükün de olması gerektiğini düşündü. Buna dayanarak "Üzümlü Kek Modeli"ni geliştirdi: "Atom, pozitif yüklü bir hamurdan oluşur ve elektronlar bu hamurun içine üzüm taneleri gibi gömülmüştür." Bu model daha sonra öğrencisi Rutherford tarafından çürütülse de, atomun iç yapısını anlamada ilk büyük adımdı.
J.J. Thomson, elektronun bir parçacık olduğunu kanıtlayarak 1906'da Nobel Ödülü kazandı. İlginç bir şekilde, oğlu George Paget Thomson ise yıllar sonra elektronun dalga özelliği gösterdiğini kanıtlayarak 1937'de Nobel Ödülü kazandı. Baba parçacık dedi, oğul dalga dedi; ikisi de haklı çıktı ve ikisi de Nobel aldı!
Thomson sadece elektronu bulmakla kalmadı, aynı elementin atomlarının farklı ağırlıklarda olabileceğini (izotopları) keşfetti. Bugün tıptan arkeolojiye her yerde kullanılan "Kütle Spektrometresi" cihazının mucididir.